Kimsesiz Bir Kızın Hikayesi

   Zamanın birinde; Brokilon ormanının yakınlarında Temeria himayesinde bulunan köyde, küçük bir aile yaşarmış. Sadece Karı – Koca olan bu çekirdek aile, sürekli bir küçük çocuk istiyorlarmış. Sonunda dilekleri gerçekleşmiş ve kadın hamile kalmış. Bunu duyan eşi çok mutlu olmuş ve aktarlık yaptığı dükkanında o güne özel fiyatları yarıya indirmişti. Gelen müşteriler aşırı mutlu ayırılırken teşekkür etmeyi ve adama dua etmeyi unutmuyormuş.
 “Sende olmasan dostum, biz bu brokolin ormanlarındaki insan olmayanlardan nasıl korunacağız. Onlar hastalıklı ve onların solduğu havada hastalanma riskimiz var. Gerçi son zamanlarda onlar da ormandan çıkmayıp insanlardan birini görünce tek verdikleri hızlı atılmış okları oluyor da neyse.”
  Gel zaman git zaman kadının doğum vakti gelmiş ve doğum sırasında bazı sıkıntılar ortaya çıkmış. Göbek kordonu bebeğin boynuna dolanmış. Bunu duyan adam hemen bir büyücüyü getirmiş. Büyücü ebeden önce hamle yaparak çocuğun doğması için tek hamle olan kordonu  içerden büyü gücüyle kesmeyi tercih etmişti. Daha sonra Ebe ile büyücü beraber çalışarak al yanaklı kız çocuğunu başarıyla dışarı çıkarmışlardı. Lakin kordon bağının içerden kopması, diğer organlara da hasar vermiş ve bu acıya dayanamayan anne maalesef hayata gözlerini yummuş. Babanın sevinci kursağında kalmış, hatta çok daha fazla kederlenmişti. Artık yapacak tek bir şey vardı, o da evi ve dükkanı satıp başka yere yerleşmekti. Çünkü buradaki evi ve çevresi sürekli kendisine karısını hatırlatıyordu. Kız çocuğunu alıp bu toprakları terk eden Baba, Temeria soyluları için  4-5 yıl kadar kervanla ticaret yapmış. Bu süre zarfında kız çocuğuyla ilgilenmiş ona bakıcı bulmuştu. Çocuk 4 yaşına geldiğinde babasıyla beraber kervanlara çıkmaya başlamıştı.
   Kız çocuğu tam 5 yaşına bastığında, babanın kervan yolu eski köylerine düşmüştü. Baba köyü ve evi görünce hüzünlenmiş, bir kez de olsun evi içerden görmek istemişti. Lakin eve yaklaştıkça evin boşaldığını ve harabeleştiğini görmüştü. 5 yıl öncesine kadar bu köyde çokça tanınan bu adam şimdi kiminle konuşsa cevap alamıyordu. Kime selam verse, insanlar ona karşı yüzünü çevirip lanet okuyordu. En sonunda evin kapısının önüne geldiğinde kızının elini sıkı tutup içeri girdi. Ev yerle bir olmuştu. Kız, acaba burasının doğduğum ev mi diye merak ederken, babanın çok yakından tanıdığı bir ses geldi. Karısına aitti bu ses. Karşısında hayalet olarak gelen karısı, bağırarak etrafa saldırmaya başladı.
“Siz beni öldürdünüz! Sen adam, o lanet büyücüye şu çocuğu öldürmesini söyleseydin bir daha yapabilirdik çocuğu. ama sen beni öldürdün şimdi ikinizi de burada öldüreceğim”
   Adam neye uğradığını şaşırarak hızla kızını tutup açık pencereden dışarı attı. Tam kendisi de atlayacakken hayaletin gazabına uğradı ve kanlar içinde yere düştü. Son anlarında ağzından sadece birkaç cümle çıkıvermişti.
“Her şeye rağmen ben ikinizi de çok seviyorum. Kaç kızım çünkü bu annen değil. Kaç ve benim için mutlu şekilde yaşa.”
   Kız neye uğradığını şaşarak Brokilon ormanına doğru kaçıyordu ki köylülerden oluşan bir grup arkasından bağırmaya başladı.
   “Kızım ne oldu,  niye kaçıyorsun? Oraya sakın girme! Orası hastalıklıların yeri. İnsan olmayanlar var orada ve sende hastalanırsın. Dur! bize olanları anlat” Kız babasına lanet okuyan bu insanlar cevap vermek istemese de başka yapacak bir şeyi bulamadı. O yüzden koşmayı bırakıp onlarla konuşmaya gitti.  
“Babam… Babam öldü. Evimizdeki hayalet onu öldürdü. Bana da kaçmamı söyledi.”
   Köylüler üzülmüşe benzemiyordu ama kıza da acıyorlardı.
“Baban hakkettiğini buldu kızım. O hayaleti senin baban sardı başımıza. Bir çoğumuza da maddi manevi zararlar verdi. Siz evi satıp gittikten kısa süre sonra ortaya çıktı şer dolu hayalet. Ve bizimde işlerimiz mahvoldu. Başta Witcher için bile para denkleştiremedik. Sonra bizde kendi haline bıraktık hayaleti. Artık umurumuzda değil. Lakin bunun sorumlusu sen değilsin. Merak etme sana yardım edeceğiz.”
   Köylü grubu bu cümleden sonra  kendi arasında konuşmaya tutuldu. O sırada küçük kız, bir ağaca yaslanmış ağlıyordu. Lakin koşuşturmacadan dolayı çok susamış ve yavaşça, köylü grubundan su istemek için yaklaşmıştı ki duyduklarına inanamadı. Grup hararetli bir şekilde tartışıyordu
“Hayır, kızı durdurmaya ben ikna ettim %50’si benim.”
“İlk bağırdığını ben duydum da size haber verdim. Asıl %50’si benim.
“Bu kızı en iyi ben satarım .O yüzden %50’si benim.”
   Kız kendisinin satılacağını duyunca kaçmak için tekrar ormana döndü. Ama kızı ikna eden adam bunu fark edip iki adımda kızı kolunda yakaladı.

“Nereye kaçıyorsun şerrin çocuğu. Senin baban ve anan yüzünden biz sıkıntıya düştük. en azından seni esir olarak satıp bir miktar para kazanmalıyız. buna hakkımız var.”
   Kız bağırıyordu. Adam da onu susturmak için elini ağzına attı ki bir anda eline saplanan okla acı içinde bağıran adam oldu. Kız ne olduğunu anlamadan birkaç ok daha geldi.Bu sefer uyarı atışıydı. Sadece köylülerin ayak kısımlarına zarar vermeyecek şekildeydi. Köylüler hemen topluyarak kaçtı. Kız da ne olduğunu anlamak için biraz önce sırtını dayadığı ağaca dönüp baktı. Bir canlı gördü. Ama bu daha önce görmediği insan benzeyen yeşil bir canlıydı. Sürekli adını duyduğu Dryad’lardandı. Dryad aşağı atlayıp kıza gülümsedi ve elindeki kırmızı elmayı ona verdi. Daha sonra onu ormana götürüp yedirip içirdi. Kimsesiz kalan kız insanlıktan nefret etmeye başladı. Bu yüzden yemek yiyip, su içtikten sonra  dryadlara yalvarıyordu.
“Lütfen beni de kendiniz gibi yapın. artık o insan topluluğuyla aynı ırktan olmak istemiyorum. Sizden biri olmak istiyorum. Ok ve yay kullanmayı ve bu toprakları korumayı istiyorum. Bunu size borç bilirim.Ben o insanlarla mutlu olamam artık. Ben bana hayat veren sizlerle mutlu olurum. Ve mutlu yaşamımla babamın son dileğini yerine getirmiş olurum.” Dryadlar bu teklif karşısında şaşırmış ama mutlu olmuştu. Ona gizli içecekten vermeyi kabul etmişlerdi.  Kimsesiz olan bu kıza, hastalıklı gözlüyle bakılan dryadlar yardım etmişti. Ve kendileri de bundan mutluluk duymuştu. Önce dillerini öğrettiler sonra ok ve yay kullanmayı. Birkaç yıl sonra da Gizli içeceği verip aralarına yeni bir Dryad katılmanın mutluluğunu yaşadılar. Kimsesiz kız artık kimsesiz değil bir toplum içinde mutluca hayatını sürdürüyordu. Keyfine bakıp, kırmızı elmasını yiyor ormanı tehdit eden bir şey sezerse de direkt yayını çekip okunu fırlatıyordu.

***Not: İnşaAllah okurken keyif almışsınızdır. Amacım Witcher Lor’unu derinleştirmek değil. Daha çok Witcher evreninde geçen eğlenceli kısa ve bağımsız hikayeler yazmak. Devamını istiyorsanız geri dönütler de kesinlikle bulunun 🙂 Belki ilerde tekrar yazarım 🙂 ama yanlışlıkla olası bir Lor’a ters düşmek istemem ama düşersem de, dediğim gibi bağımsız sayın bu hikayeleri ve kusurumuza kalmayın 🙂

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir