Tatlılık Abidesi

Birkaç yıl önce Skelliga adalarından kaçan bir kızın öyküsüdür bu. Evde ailesiyle anlaşamayan 16 yaşındaki kız, evden kaçmıştı. Evdekiler aslında  onun çok üstüne gitmemişti.  Sadece; annesine ev işinde yardım etmesi ve ara sıra babasıyla balığa gitmesini isteniyordu ondan. Ama işte yaşının verdiği asabiyetle, bir anda dayanamayıp Novigrad topraklarına atmıştı kendini. Gidişte sıkıntı olmadı. Zaten babasıyla ara sıra balığa gittiği için tekne ve onu götürecek birini bulmakta zorlanmamıştı. Oraya gittikten sonra  hanlarda 2 yıl kadar garson olarak çalıştı. Temiz işler yaparak parasını helalinden kazanmıştı.
   18’ine girdikten sonra hana gelen altın saçlı ve mavi gözlü yakışıklı bir gençle tanıştı. Genç adam garson kızın siyah saçları ve ela gözlerinin yanı sıra duru güzelliğine vurulmuştu. Bir süre sonra sürekli o hana giden genç artık sadece kızı görmek için gidiyordu. Tanışmışlar ve birbirlerinden hoşlanmışlardı. 21 yaşında olan genç adam eskiden bir handa ozanmış. Lakin adamın, sebebi bilinmeyen nedenlerden dolayı, geçmişten gelen anlık sinir problemi vardı. Bu yüzden bir keresinde şarkısını söylerken, onu kötü eleştiren bir kısım gruba karşı sinirini tutamamış ve kavga çıkardıktan sonra işsiz kalmıştı. Ama tutumlu olduğu için halen cebinde sağlam para vardı. Kız, ne zaman genç gelse heyecanlanır ve artık işin ilerlemesini isterdi. Lakin genci,  öncelikle bir iş bulması gerekiyordu. Nakit para, ne kadar yetecek ki onlara. Kız ne zaman bunu hatırlatsa genç adam, sinirlenir “bir şeyler bulurum” deyip geçiştiriyordu..
   Gel zaman git zaman, buluşmalar, ormanda piknikler, balığa çıkmalar devam etmiş. Adam en sonunda bir iş bulmuştu. Ozan olması sebebiyle sağ elini çok iyi kullandığı için iyi de yazıyordu. Bu yüzden seçkin birinin yanında çalışacak, adamın yazı işleriyle uğraşacaktı.  Bunu kutlamak için Kız arkadaşını her zamanki ormanda piknik yapmaya götürmeyi teklif etmiş. Kız ise hemen kabul etmişti. Zaten evden kaçtığına da çok mutluymuş adama ne dese yapacak haldeydi. Kendisini kabul eden ve seven bir kişi bulmuştu sonuçta.
    Adam, kızı handan aldıktan sonra ormana götürmüş. Ormanda her zaman gittiklerin  yerin ıslak olduğunu fark edince biraz daha yürümeye başlamışlar. Kız biraz hızlı adımlarla öne atıldı. Çünkü ormanı keşfetmeyi çok seviyordu. Lakin birkaç adım sonra karşısında öyle bir canlı gördük ki, hangi duyguya kapıldığını bile anlayamadı. Tüy yumağına benzeyen kısa boylu bir şeydi bu. Ama tüy yumağı değildi. 20-30 santim boyunlarında ağaç gibi bir şeydi. Bembeyaz ve parlak gözlerinin bulunduğu yüzü, tatlı olsa da kulaklarındaki boynuz ve kuyruğu onu ilginçleştiriyordu. 4-5 yaşlarındaki tatlı bir çocuk, bir ağaç ve bir sincabın birleşmiş hali gibiydi. Kız bir anda bağırdı.
“Canım koşşşş! Burada tatlılık abidesi var. Başlarda çekindim ama çok tatlı bu ya.”
   Kız canlıyı çok sevmişti. Sevimli duran bu şeye, hemen piknik sepetinden bir elma uzattı. hemen elmayı alıp gülümseyen çocuğumsu ağaç aşırı mutlu olmuştu. Ama bir ısırık alınca yüzündeki memnuniyet bir anda düştü. Bu arada kızın erkek arkadaşı gelmiş ve eline hemen bir taş alıp kız arkadaşına seslendi.
“Çabuk uzaklaş canım! Bu bir Oakcritters. Tipindeki memnuniyetsizliğe bak hele. Bunlar yabani canlılar zaten. Uzaklaş hemen!”
   Adam elindeki taşı hiçbir suçu olmayan Oakcritters’e fırlatmış, lakin değdirememişti. Oakcritters’te hemen oradan uzaklaşmıştı. Kız arkadaşı ise  bu durumdan hiç memnun kalmamıştı.
“Ne yapıyorsun sen ya? Hiçbir suçu yoktu. Sadece birazcık acıkmıştı.”
   Genç adam biraz sinirlenerek cevap verdi.
“Parmağında nişan yüzüğü olsun istiyorsan Oakcritters’lerden uzak dur. Çünkü parmağın bir sonraki sefere yerinde olmayabilir. Yürü gidiyoruz.”
   Kızın elinden tuttuğu gibi  sürüklercesine bir ağacın altına götürmüş ve piknik için getirdikleri eşyaları çıkarmasını istemiş. Adama da biraz ateş yakıp, daha önceden tuttuğu balıkları pişirmek için  tahtalıları birbirine yanaştırdıktan sonra, yakacak kibrit için kıza seslendi.
“Şu kibriti verir misin? Geçen sefer sendeydi. Yola çıkmadan yanına aldığını söylemiştin.”
“Tamam veriyorum.”
   Kız elini cebine atınca kibritlerin orada olmadığını fark etti. Zaten adama sinirliydi şimdi de kendine sinirlenme vakti gelmişti. Çünkü handa aşçı, yemeğin altını yakmak için kibriti istemiş, Kız da ona verip onda unutmuştu.
“Canım kusura bakma. ben onu aşçıya verdim ve almayı unuttum. Yanıma aldım sanıyorum ama işte aptal kafam! unutmuşum.”
   Adam bir anda parlamaya başlamıştı. Tıpkı birkaç sene önce ozan olarak çalışırken, işinden olmasına sebep ruh hali geri gelmişti.
“Sen benimle dalga mı geçiyorsun haa? Ben senin için her şeyi yapayım, sen ise en ufak kibriti bana fazla gör. Git elin adamına ver.”
“Ama canım istemeyerek oldu. ilk defa böyle bir hata yapıyorum. He…”
   Adam, kızın sözünü kesmişti bile.
“Tüm kızlar benim peşimde olmasına rağmen, senin gibi bir kaçak hancı kızına şans veriyorum. Senin yaptığına bak. O kadar emeğime yazık. Senin için bir kodamanın yanında, yancı bile olmayı kabul etmiştim. Keşke seni Oakcritters’in eline bıraksaydım da seni öldürseydi. Hatta dur beni seni öldüreyim. Sonra suçu  da ona atarım. O kadar emeklerim boşa çıkardın. bunun bedelini ödemelisin.”
   Adam sinir harbi geçiriyordu. Söylediklerinin saçmalıktan öte olmadığını, o bile sakinleştikten sonra anlayabilirdi. Lakin daha önce de hayatını sıkıntıya sokan bu öfke nöbetine tekrar yakalanmıştı. Balığı kesmek için olan getirdikleri iki bıçaktan birini eline alır almaz kızın üstüne atıldı. Kız kaçmaya çalışıyordu ama takılıp yere düştü. Gözleri kan çanağına dönmüş adam tam bıçağı kızın boğazına saplayacakken birden kolunun koptuğunu ve önüne düştüğünü fark etti. Bağırışmalara gelen Oakcritters diğer bıçağı yerden  almış ve adamın kolunu kesmişti. Adam şok etkisiyle donmuşken Oakcritters bir bıçak darbesini de adamın güzel yüzüne vurduktan sonra adamın altın sarısı saçlarını kopardı. Adam şoktan kurtulduktan sonra, bağırarak koşmaya başladı. Kesilen eli iş bulmasına yardımcı olacak sağ eliydi. Kendini güzel diye nitelendirdiği yüzü de gitmişti. Artık bir çöp kadar değerli olmayan bu adam kanlar içinde kaçıyordu.
   Kız ise sevinç gözyaşları döküyordu. Sadece yaptığı ufak bir hata yüzünden kendisini öldürmeye çalışan adamdan kurtulduğuna minnet duyuyordu. Tabii ki ona yardım eden Oakcritters hemen sarıldı. Oakcritters mutlu mutlu gülümsüyor biraz önce kendisine verilen elmayı tekrardan kıza veriyordu. Oakcritters  elmadan bir ısırık almış ama tadını beğenmemişti anlaşılan. Kız gözleri parlayan Oakcritters sarıldı ve oradan ayrılmak için  yürürken ona el salladı. Ne kadar hata yaparsa yapsın onu tekrar kabul edecek gerçek bir ailesi olduğunu biliyordu. Eve dönmek için parası da vardı. Son kez Oakcritters’i görüp el sallamak için arkasına döndü. Ama gördüğü görüntü yine onu şaşırtmıştı. Eski sevgilisinin elini yerden alan Oakcritters birden adamın kopmuş elindeki parmakları yalıyordu. Ve daha ilginç olanı ise aşırı mutlu görünüyordu. Demek ki eski sevgilisi, Kıza “bu yabani canlılara yaklaşırsan, nişan yüzüğünü takacak bir parmağın olmaz.” cümlesini  boşuna söylememişti. Oakcritters’ler de parmak seviyormuş demek ki. Kız bu görüntüden sonra adımlarını hızlandırarak direkt ormandan ayrıldı. Sonra handan eşyalarını toplayıp evine döndü. Annesi ve babası onun geri döndüklerini görünce, mutluluktan havaya uçmuştu. Asla ona kızmamış ve sonraki zamanlarda da onun kaçtığını dahi dile getirmemişlerdi.

***Not: Oakcritters kartının premiumu aşırı tatlı 🙂 30 Metroit Tozcuk birde yeme de yanında yat. Kesin premiumlayın. Ben çok sevimli buluyorum her ne kadar elinde bulunan parmağı yalıyor olsa bile 😀 😀 hikaye giriş kısmı biraz temposuz farkındayım. Lakin bi tık hikayenin alt metni güçlü olsun diye öyle yaptım. İnşaAllah beğenerek okumuşsunuzdur. Dönütlerinizi bekliyorum. Hayırlı günler 🙂

Önerilen makaleler

2 Yorum

  1. Bayadır okuyordum, yorum bırakayım dedim. Hocam fikir çok güzel, hem de çok hoş bir etki bırakıyor özellikle oyunu oynarken akılda kalıyor hikayelerin. 🙂 İstek karta hikaye yazılır mı bilmiyorum ama özellikle favori kartlarımdan, kaldı ki Premium’u en güzel tasarlanan kartlardan bence, Mage Infiltrator’a da bir hikaye yazarsan tadından yenmez. 🙂

    Klavyene sağlık, gelecek hikayeleri merakla bekliyorum

  2. @MaxPayne Yorumunu yeni gördüm kardeşim kusura kalma. İstek hikaye değil de böyle karakter söylersen, ki öyle yapmışşsın daha iyi olur. Mage infiltratör premiumunu bende çok severim. Kafamdaki şablona da uygun bir kart. ama oturup kafamda kurgulamam lazım. Sadece Yazmak için yazmak istemiyorum açıkçası. güzel kurgu olması için çabalıyorum. Ama bir daha ki sefere Mage hakkında biraz kafamda kurgu denerim. olursa yazarız olmazsa canımız sağolsun 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir